Site Dilini Değiştir

Sosyal Paylaşımlar

Sosyal Bağlantılar

Sitemizi Paylaşın

Submit to Facebook Submit to Google Bookmarks Submit to Twitter

Yazılar
Yazılı Sohbet
Untitled Document Şeyhimiz Mevlana Sultanul Evliya Mehmet Çavuş Pehlivanlı Hazretleri'nin 23.03.2007 Cuma günü meclisimizi şereflendirdiği sohbetidir.


ALLAHUMME SALLİ ÂLÂ SEYYİDİNÂ MUHAMMED
EUZUBİLLAHİMİNEŞEYTÂNİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMÂNİRRAHİM


HASBÜNALLÂHİ VE'NİMEL VEKİL.
LÂHAVLE VELÂ KUVVETE İLLÂBİLLAHİL ALİYYİL AZIYM.
SÜBHÂNEKE LÂ İLMELENÂ İLLÂ MÂ ALLEMTENÂ İNNEKE ENTEL ÂLİMÜL HÂKİM.
RABBİZİDNİ İLMÂ.

Medet Sultanul Evliya Medet

Soru: Müridin şeyhine karşı edepleri nelerdir?

Bizi bu mübarek saatte, bu yerde huzurunda toplayan Allahu Teâlâ'ya sonsuz hamdü senalar olsun. Hepimizi bu nurlu yola sevk ettiği için ne kadar şükretsek, bizleri İslam ile şereflendirdiği için ne kadar hamd etsek azdır.
Müridlik zor bir olaydır, kulun hiç bir iradesi yoktur. Allah murad etmezse eğer!
Mürid ,murad olunandır. Hem çok kolay hem çok zor!
Şeyh Efendi biz burada milleti oyalıyoruz, şeyhlik yapsak etrafımızda bir kişi kalmaz, diyor.
Günümüzde imanlar zayıfladığı için bu tarikat kapısı herkese açık, eskiden bir şeyhe bağlanmak için kaç kapı aşılır, ne zorluklar çekilirdi.
Bediüzzaman Hazretleri: “ İman tehlikededir.” der, eskiden kalite vardı şimdi kimi seçeceksin, adam ateşte zaten!
Şeyh Efendi; bu yola girmek isteyene doğu ile batı arası kadar tüm kapılar açıktır, çıkmak isteyene iğne deliği kadar yer yok, diyor. Elhamdülillah.
Bu saadet otobüsünden inen insan kurda kuşa yem olur!
Bu saadet gemisine bindiysek, O sultanlar bizi sahiplenip sahile ulaştıracaklar.
Mevlana Hazretleri; bu yola giren Nuh'un gemisinde kurtulan gibidir, buyuruyor.
Mürid, Mürşidin mahiyetini kavramayıp ta kendi kendime yeterim derse, o tufan dalgalarında boğulup helak olur, Allah Muhafaza!
Yolumuz Efendimiz (S.A.V.) ‘in nurlu yoludur. Tarikat İslam'ın en güzel mektebidir.
Bir şeyh diyip geçme, Fatih Sultan Mehmet'e bak ki; Şeyh Edebâli'nin himmeti ile ne fetihler kazandı. Eskiden her makama göre insanlar yetiştiriliyordu.
Şeyh Efendi ülkeyi büyük bir gemiye benzetiyor, idareler ehlinden alındı, paşalar yerine çavuşlar, onbaşılar idare ediyor şimdi diyor.
Fatih Sultan Mehmet zamanında, bir mecliste dini ilim tahsil ediliyordu. Talebenin biri okurken bir yerde takıldı. Fatih öyle bir sultandı ki tüm ilimleri hatmetmiş biriydi. Fatih talebenin yanlışını kastederek; evladım olmadı o iş, dedi. Edepsiz talebe; bu iş memleket idare etmeye benzemez ilim işidir, dedi.
Fatih; evladım biz senin zannettiğin kuru sultanlardan değiliz, dedi.
Onlar kâinatın Halıkı'nın önünde eğildi, kâinat onların elinde eğildi.
Onlar öyle ki; dünya ve ahret sultanlarıydı.
Biz hâşâ Allah'a kafa tutuyoruz da dünyada ondan bize kafa tutuyor.
Hz. Musa'nın Firavun karşısında topu tüfeği mi vardı?
İbrahim. (A.S.)'ın Nemrut karşısında tankları mı vardı?
Kim Allah'a dayanır güvenirse, o dünyada ahrette mahcup olmaz, mahrum kalmaz. Bunu Allah diyor. Allah'ın ordusuna mağlubiyet yok diyor Allah.
Yolumuz Eba Bekir'in yolu, elhamdülillah. O sultana bak ki, bir gün Efendimiz (S.A.V.) ashabıyla otururken Cebrail (A.S.) geldi. Eba Bekir'in bir saatlik ibadeti 70 yıllık ibadete bedeldir, dedi. Bunun üzerine Efendimiz (S.A.V.) Eba Bekir'e sordular; ya Eba Bekir sen nasıl bir ibadet ediyordun ki bu değeri kazandın?
Eba Bekir; Ya Resulallah, bir şey yapmıyordum sadece düşündüm ki cennet haktır, cehennem haktır. İstedim ki Ya Rabbi, bu aciz kulunu cehennemine koy vücudumu öyle büyüt ki, kimseye yer kalmasın. Ben yanayım onların yerine diye niyazda bulunmuştum, dedi.
Kim kimin için eline bir toplu iğne batırabilir? Ben değil sen diyebiliyor musun?
Bütün sır orda işte.
Yarın mahşerde ümmet_i Muhammed (S.A.V.)'in fedaileri nida ederler, Allah'ım o kulların yerine biz yanalım diye. Allah dostunu hiç ateşe koyar mı? Hz.Fatıma annemiz mahşerde başındaki örtüyü savurup diyecek ki:
“Ya Rabbi, onlar cehenneme giriyorsa ben cenneti neyleyim, onların yerine beni yak!”
Bu söz üzerine Efendimiz (S.A.V.); Hasanımın Hüseynimin Fatımamın olmadığı cenneti ben neyleyim Ya Rabbi, bende ateşe gireyim diyince, Allah buyurur:
“Ya Muhammed! Tüm ümmetini bağışladım”diye, elhamdülillah.
Biz bu zayıflığımızla ne ümmet ne de kul olabiliriz. Efendimiz (S.A.V.) sabaha kadar ibadet eder ayakları şişerdi, yinede Ya Rab, sen seni nasıl methediyorsan öylesin, ben hakkıyla seni sena edemedim, diyor.
Mürid murad olunandır Mürid öyle bir konumdaki Mevla onu murad ediyor. Cenneti için murad ediyor. Kulum ateşe gitmekte ısrar ediyor, diyor Mevla!
Efendimiz (S.A.V.) kişi arkadaşının dini üzerinedir, dünyada kimi severseniz ahirette de onunla olacaksınız buyuruyor, arkadaş ne kadar önemli!
İyilerle beraber olmak lazım!
Efendimiz (S.A.V.)'in bu sözünü duyunca, Hz.Osman hayıflanıyor. Ya Resulallah biz seni göremeyiz, mesafe çok olur her mesafe 500 yıllık yol mesafesi, sen Allah'ın Habibisin diyip iç geçiriyor.
Sahabe soruyor: Biz O sevdiklerimiz gibi yaşayamasak ta onlarla beraber olacak mıyız? Diye
Efendimiz (S.A.V.) Onlar gibi olmak mümkün değil ya yinede onlarla olacaksınız, diye müjdeliyor. O sultanlar sabaha kadar bizler için tövbe ediyor kimin ne haberi var? Ne ödeyen ödediğini ne de ödeneni biliyor.
Hz. Ali Efendimiz namaz kılarken bir sahabe geldi, onu görünce beti benzi attı.
Bu durumu fark eden Eba Bekir sahabeye sordu; neden böylesin diye sahabe yok iyiyim ama Hz. Ali'ye 20 dirhem borcum var onu görünce utancımdan sarardım, dedi.
Eba Bekir hemen o kardeşinin borcunu ödedi üstüne de harçlık verdi. Onların kardeşliği böyleydi.
Her işimiz elalem ne der? Düşüncesiyle kısıtlı, ne işimiz var elalemle, Allah ve Resulü ne diyor nu hiç sormuyoruz. El ile oturup el ile yatıyoruz.
Geylâni Hazretleri evliyanın sultanıydı. Dergâhında her gün 1000 kişi yer içer 1000 kişi konaklardı. Bir ahbabı efendim, ne mutlu size, o kadar insan sizi seviyor diyince, evladım; insanların ne dediğinin önemi yok onlar bu gün sever yarın söver. Allah ne diyor? Bizim için o önemli, dedi.
Allah'ın veli kulları eksik değil fakat biz aramasını bilmiyoruz önümüzdekine de körüz zaten…
O Eba Bekir ki, Efendimiz (S.A.V.) : “Ben Allah'ı dost edinmesem Eba Bekir'i dost edinirdim, diyor.
Efendimiz (S.A.V.) savaş zamanı ailede bir erkek kalınca onu askere göndermezdi. Onlar ki Allah yolunda cihad için çırpınırdı. Neffer adında sahabe cihada katılmayı çok arzuladı, daha 13 yaşındaydı, kılıcı beline başkası bağladı.
Ya Resulallah beni de savaşa götür, diyince Efendimiz (S.A.V.) annenden izin alırsam götürürüm, dedi. Annesine söyleyince annesi Ya Resullallah gitsin ama bir oğlum O'nu senden sağ salim isterim, dedi Efendimiz (S.A.V.); inşallah oğlunu sağ salim getiririz, buyurdu.
Savaş öyle çetin geçti ki çocuk şehid oldu, Efendimiz (S.A.V.) O'nu elleriyle defnetti. Parmaklarının ucuna basa basa kabrinden ayrıldı. O kadar melek gelmişti ki basacak yer kalmamıştı.
Dönüşte annesi ya Resulallah oğlum nerde? Dedi. Efendimiz (S.A.V.) Ya Rabbi ben bu acılı haberi nasıl vereyim? Dedi, arkasına baktı. Arkasından Hz. Ali geliyordu O'nu işaret etti. Annemiz Hz. Ali'ye gitti, Ya Ali oğlum nerede? Allah Resulünün veremediği haberi Ali nasıl versin? Hz.Ali arkasından gelen Hz. Osman'ı gösterdi. O'da cevap veremedi.
Hz. Osman'da arkasından gelen Hz.Ömer'i işaret etti, O'da cevap veremedi. Arkasına baktı Eba Bekir geliyor, O'nu işaret etti.
Eba Bekir Efendimiz de ümitle arkasına baktı ki kimse yok, Aman Ya Rabbi Onların veremediği cevabı bu zayıf cüsseli Eba Bekir mi versin, diye daraldı. Ya Rabbi sana sığınıyorum dedi çaresizlikle canı gönülden Ya Allah! Diye öyle bir nara attı ki, herkes dondu kaldı, o genç at üstünde dörtnala geliyor Ya Eba Bekir beni mi çağırdın? Diye(!)
Efendimiz (S.A.V.) mescide girdi, 2 rekât şükür namazı kıldı. Neffer içeri girdi selam verdi. Bir mucize oldu ama kimdendir bu diyince, Cebrail (A.S.) indi:
Eba Bekir öyle bir aşkla Allah dedi ki onun hürmetine Cenab-ı Hak bu kulu diriltti. Allah Teâlâ; ”Eğer Eba Bekir bir kere daha öyle Allah deseydi, Adem (A.S.) ‘dan bu güne kadar bütün şehitleri diriltecektim”.buyuruyor,dedi.
Layık olmak için biraz gayret sarf edelim. Mevla bizi ne kadar seviyor ki, böyle bir sultanın ardına düşürmüş.Elahmdülillah.
Rabbimize şükürler olsun ki bizi böyle güzel bir yola koymuş. Eba Bekir efendimizin ammar isminde bir kölesi vardı, çok zekiydi. Eba Bekir efendimiz Ya Ammar Müslüman ol, malımın yarısını sana vereyim derdi, Ammar Müslüman olmazdı.
Müşrikler Bilal Habeşiye zulüm ettiğinde Ammar ile Bilali takas edelim diyor. Müşrikler seviniyor iki altın verse Bilali verecektik onu iyi bir köleyle değiştirdi, diyorlar.
Eba Bekir efendimiz eğer tüm servetimi isteseler Bilal için verecektim, buruyor.
İşte onlar İslam'a öyle hizmet etti. Allah zahirden kulunun yardımını istiyor. Mevla'nın ihtiyacı yok, ona teslim olsak biz kendimizi kurtaracağız. Allah O yüzden Allah'ın ordusuna mağlubiyet yok, diyor.
Afganistan Rusyayla nasıl baş etti? Demek ki, düğmeye basmakla iş bitmiyor. Sen Allah'a dayansan O seni yükseltecek. Şeyh Efendi; merkebin aslandan kaçtığı gibi Kuran'dan kaçıyoruz, diyor.
Yarın Mevla'nın huzuruna varınca, “Kelamımı öğrenmeye vakit bulamadın mı?“ diyince ne cevap vereceksin? O Kuran'ın mucizesine bak ki, hiç bilmeyenler üç hafta da yani yarım saatte Kuran okumaya geçti. Mevla onu öyle kolaylaştırıyor ki bizde kırk dereden su getiriyoruz. Sen yolundan kaçtığın müddetçe dünyanın ne kadar meşakkati varsa yükler, başından musibet eksik olmaz.
Besmele ki bir kere aşkla desen…
Allah ilk kalemi yarattığında ” yaz “ dedi. Ne yazayım dedi kalem? “Besmele yaz”dedi. Kalem besmeleyi 700 yılda yazdı.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Allahuekber ne büyük bir söz ki Rahman ve Rahim ismini içinde barındırıyor.
Rahman ki dünyaya tecelli ediyor ve Allah engin merhametiyle Müslüman kâfir ayırd etmeksizin herkese rızkını kesmeden veriyor. Herkese lutfü ihsanda bulunuyor.
Rahim ismi ki ahrette tecelli ediyor. Yalnız Müslümanlara hitab ediyor.
Huzur-u mahşerde Müslümanları ayırt edecek O Mevla ki, gelin ey kullarım diyecek, elhamdülillah.
Allah buyurur, eğer dünyada sineğin kanadı kadar dahi değer verseydim bütün kâfirler acından ölürdü.
Efendimiz (S.A.V.) Buyurur:” Besmeleyle başlayan her iş hayırla bitirilir.”
Bir kimse samimi olarak” Bismillahirrahmanirrahim” dese Allah ona 700 yıllık sevap verir.
Efendimiz (S.A.V.) dört kitabın manası; Kuran'da, Kuran'ın manası; Fatiha da, Fatiha'nın manası; Besmele'de, Besmele'nin tüm manası da “B” harfinde gizlidir, buyuruyor.
Tüm sır, orada! Hz. Ali Efendimiz; ilim bir noktaydı çoğalttılar, der. Önüne gelen kitap yazıyor.
Şeyh Efendiye sormuşlar; neden kitap yazmıyorsunuz? Diye.
Ne kitabı be! Kitap boş adamın işi, boş vaktimiz mi var, hem neyi yazacaksın yazılmayan bir şey mi kalmış ki? Diyor. Çok ince, iyi anla!
Yazan yazmış zaten O'nu okuyalım. Mevla'nın dininde uzaklaşınca onlara oyuncak olacaksın. Yavuz Sultan Selim; bu kılıçlar parladığı müddetçe onlar bizim yüzümüze bile bakamaz, der.
Gölgemizden korkar olduk, Halid Bin Velid'e bak yüz bin kişinin karşısında üç bin kişi ile savaştı. Bizans valisi Ey Halid, ordunu önümden çek de yazık olmasın, diyince
Halid Bin Velid; orduna acı da sen çekil, senin şu ardındakiler yaşamayı ne kadar seviyorsa benim ardımdakiler de o kadar ölüme âşık, dedi. Yüz bin kişiden doksan bin kişiyi kılıçtan geçirdiler. Diğerleri de kaçarak canını zor kurtardı, nerde öyle asker? Gölgemizden nefesimizden korkar olduk. Elbisen bile düşmanı korkutmaya yetiyordu şimdi Coni'lerden müsaade alır olduk, o Mehmetçiği koysan conilere dünyayı dar ederde…
Hasan Tiryaki 82 yaşında, atın üstünde savaştı evlatlarım kâfirin kurşunu bize değmez korkmayın, dedi. Şeyh Efendi her mermini üzerinde kime ait olduğu yazılıdır, der.
Korkunun ecele faydası mı var? Kurşun yağmuru korkanları daha çok ıslatır!
Mevla'nın yolunda vermeyip canı nerde vereceğiz? Mevla verdiği canı yolunda, değerinde sarf etmeyi nasip etsin inşallah Mehdi A.S. zuhur ettiğinde Mehdi'nin aslanları ortaya çıktığında asıl o zaman görsen, İslam'ın nuru tüm dünyayı kaplayacak.
Mevla bizleri sağlıkla o günlere ulaştırsın, cennet ve cemaliyle cümlemizi şereflendirsin inşallah!
El_Fatiha
 
Kulak Ver ve Dinle PDF Yazdır e-Posta

Kulakver ve dinle,
O rabbinin sesiyle geldi sana,
O alemlerin sultanının ahlakıyle ahlaklandı,
O Hz. Ömer'in adaletini getirdi sana,
O Hz. Ebubekir'in teslimiyetiyle baglandı bu yola,
O Hz. Ali'nin yüregiyle, Hamza'nın bilegiyle,
O Hz. Musa'nın sözü,
O Hz. İsa'nın nefesi,
O Hz. İprahim'in dostlugu,
O Kainat sultanının yumuşaklıgını ve sıcaklıgını insanlar' a
ulaştırmak için gönderilmiş biri,
O gül deren bahcıvan,gülün kokusunu anlatmaya geldisana!
O hasta gönüllerin ilacı, hasta gönüllerin tek doktoru
21. yüzyılın parlayan kutup yıldızıdır.
Şeyh Nazım Kıprisi Hz.'nin gözbebegi,Hz. Mehdi'nin seçilmiş
komutanı 4.ayın 4.ünde saat 4 de ailesinin 4. çocugu olarak
1959 yılının Kadir gecesi günü, Kırıkkale ilinin Kenanbey
obası köyünde dünyayı şereflendirdi.Babası Halit bey köyünde
asil davranışlarıyla herkese örnek olur, sohbetleriyle gönüllere
ışık saçarmış.
Şeyh Mehmet pehlivanlı Hz.leri daha çocukken evliyalıgını
müjdeler cesine hareket eder, babasından aldıgı manevi terbiyeyi
her hareketinde sergilermiş. Daha beş yaşında sokakta oynarken
komutan olur arkadaşlarını sıraya dizip asker gibi yürütür ezan
okundugu anda esas duruşta bekletirmiş.İlk orta ve lise ögrenimini
Kırıkkale'de tamamlamış daha sonra assubay okulundan mezun
olup 22 sene askerlik hizmeti yapmıştır.33 yaşında Mersin'de
görev yaparken gece saat 3:00 Da rüyasında Allah'ın hitabını
işitmiş Rabbi'nin o güzel sesini duymuştur. O gece rüyasında
Allah'u Teala kalbine ledun ilmini koymuştur.
O" insalları irşad edip onlara şifa dagıtacaksın" emriyle dogrudan
Allah'tan vazife almış,yeryüzünde nadir gözüken,insanların yolunu
aydınlatan emsalsiz bir yıldızdır.O nun ögretmeni bir kul degil
Allah'tır. Ögretmeni Allah olan bir zatın ilmi, hiçbir kimsenin ilmiyle
kıyaslanmaz. Zaten şeyhi Büyük sultan'da o' nu Kayseri'ye
görevlendirirken ;"sen Allah'ın seçilmiş veli kullarındansın,sana
bir sözümüz nasihatımız yoktur" demiş icazetini eliyle yazarak
manevi hizmetine sevk etmiştir.Kayseri o'nun hizmet alanı degil
sadece ikametgah yeridir. O insanların ve cinlerin sultanı Allah'ın
yer yüzündeki gölgesidir.Tek derdi ümmeti Muhammet degil
Allah'ın yarattıgı bütün kullar O'nun mesuliyetidir.
O sultan istiyor ki,yeryüzün de Allah'tan gafil bir kul kalmasın
Allah'u teala nın "Ben kullarımı ateşte yakmak için yaratmadım.
Onları cennetim için yarattım" müjdesinin gerçekleşmesini isteyen
ve o yolda çaba gösteren gerçek bir sultan.Tüm insanlıgın ona
ihtiyacı vardır. cinlerin ve meleklerin kapısın da nöbet bekledigi
bu sultan 24 saat Allah'ın hacet kapısında nöbet bekler .Dertli
gönüller derman bulsun diye Rabbim onu anlamayı tüm insanlara
nasip etsin çünkü aşırı tevazu insanların o'nu anlamayıp ondan
mahrum kalmalarına sebep oluyor.O yoklukta varlık bulmuş bir
sultan.O hiçlik makamının öylebir temsilcisi ki maneviyat makamında
en yakınlarını bile zaman zaman şüpheye düşürüyor.
Gönül gözüyle bakabilenler ancak onu kavraya bilirler.
Ebu cehil in Allah resulune baktıgı gözle O' na bakanlar O büyük
saadetten ebedi mahrum kalırlar.
Rabbim hiç bir kulu O sulta'nın Manevi nurundan Mahrum bırakmasın.
AMİN YA MUİN

 
Duâ Âdâbı PDF Yazdır e-Posta

Duâ Âdâbı

 

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyete göre Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:

"Sakın sizden biriniz duâ ederken "Yâ Rabb, dilersen beni mağfiret eyle, dilersen bana merhamet eyle" demesin. İstediğini sağlamca ve kat'ıyyetle istesin. Çünkü Allah'ı şu veya bu işe zorlayabilecek hiçbir kudret yoktur." (1)

Yine Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:

"Sizden herhangi biriniz" duâ ettim de kabul olunmadı" diyerek acele etmedikçe duâsı kabul olunur." (2)

Duâ eden duâsında ısrar etmeli, devam etmelidir. Her halde er veya geç müstecâb olur.

Bir de dünyâda müstecâb olmasa bile kul bunu yine kendi lehine bilip Allah'dan ümidini kesmemelidir. Duâ büyük bir ibâdet olduğu için âhırette de bir ecir ve sevâbı olur.

Duânın âdabı pek çokdur. Bu cümleden olarak:

1- Evvelâ abdestli bulunmak,
2- Bir namazdan sonra yapılmak,
3- Tevbe ve istiğfârını ve kemâl-i ihlâsını arzeylemek,
4- Kıbleye yönelmek,
5- Duâdan evvel Allah'a çokça hamd ü senâ etmek,
6- Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri'ne çokça salât ve selâm eylemek,
7- Duânın nihâyetini âmin ile bitirmek,
8- Duâda yalnız kendisini düşünmeyip bütün sâlihleri ve bütün mü'minleri duâya müşterek kılmak,
9- Bir hâcetini isterken ellerini semâya kaldırıp avuçlarını açarak duâ etmek,
10- Kıtlık; umumî sıkıntı ve felâketlerin def'i için ise ellerinin dışını semâya çevirerek duâ etmek ve Allah'a sığınmak,

11- Celb-i menfaat için yapılan duâların nihâyetinde ellerinin avuçlarını yüzüne mesh eylemek, def'-i mazarrat için yapılan duâlarda mesh edilmez.
12- Duânın asıl anahtarı ise helâl lokma yemektir.

Ebû Musa el-Eş'arî -radıyallahu anh-dan rivâyete göre Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri Hayber gazâsı'na giderken maiyyetinde bulunan ashab-ı kiram bir vâdiye vardıkta yüksek sesle tekbîr ve tehlîl ederek bağıra bağıra zikrullah etmeğe başladılar. Resûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Hazretleri:

"-Kendinize rıfk u merhamet ediniz. Zîra siz ne sağıra, ne de gâibe duâ ediyorsunuz. Ancak her şeyi hakkıyle işiten ve size sizden yakîn olan Allah'a duâ ediyorsunuz. Ve Allahü Teâlâ Hazretleri siz nerede olursanız berâberinizdedir" buyurdu.

Yani; öyle kendinize bu derece bağırmakla zahmet vermenize hâcet yoktur. Cenâb-ı Hakk'a nisbetle hafî ve cehrî yapılan zikir müsâvidir.

Ebû Mûsâ diyor ki: O esnâda ben, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin hayvanının arkasında Zât-ı risâletpenâhîleriyle birlikte beraberdim.

Ve lisânımla

diyordum.

Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Hazretleri bana hitâben:

- Ey Abdullah bin Kays' buyurdu. Ben de icâbetle:
- Lebbeyk yâ Resûllallah, dedim. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri bana hitâben:

- Ben sana cennet-i a'lânın hazînelerinden bir hazîneye delâlet edeyim mi? buyurunca ben hemen:
- Babam ve anam sana fedâ olsun yâ resûlallah! Evet irşâd ediniz, dedim.
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:

"Ma'sıyetten sakınmak ve tâat ve ibâdetlerde kuvvet ve kudret ancak Allah Teâlâ Hazretlerinin tevfık-i Rab-bâniyyesi ve irâde-i Sübhâniyyesiyledir." (3)
buyurdu.

Yâni cümle âlemin müdebbir-i hakîkisi ve mutasarrıfı, hepsinin hâlikı olan Allah sübhanehu ve teâlâ-Hazretleridir, demektir.

Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz'e ve ehl-i Beyt'ine salât ve selâm da duânın en mühim âdabındandır.

Hadîs-i şerifte:

"Yapılan bir duâda, Muhammed -aleyhi's-salâtü ve's-selâm- ve ehl-i Beytine salât ve selâm edilmedikçe o duâ, makam-ı icâbete vâsıl olamaz."(4) buyurulmuştur.

Duâ eden kimse, duânın başında, ortasında ve sonunda Peygamber Efendimize salât ve selâmı tekrar etmeli. Hulûs-i kalb, nezâfet, tahâret, istikbâl-i kıble, izhâr-ı tezellül, tazarru, enbiyâ ve evliyâ ile tevessül, günahkâr ve mücrim olduğunu ikrar ile tevbe ve istiğfar edip haram lokmadan ictinâb etmelidir. Bu sûretle yapılacak hayır duâların kabûlü hakkında şübhe etmemelidir.

Şunu da ilâve edelim ki:
Nâsın bâzısı her ne kadar Cenâbı-Hakk'ın kazâ ve kaderine rızâ gösterip sükût eylemeyi duâya tercîh etmişlerse de, muhakkik âlimlerin ekserisi, dünyâ ve âhiret işlerinin esbâbından müretteb olduğunu, müstecâb duâlar ise sebeblerden berî bulunduğunu beyân ile, duâyı terketmek, kazâya rızâ göstermek fikriyle bir şey yememek, şiddetli kışda elbise giymemek, hasta olunduğunda ilâç, muharebede silâh kullanmamak gibi bir takım meşru' olmayan hareketleri irtikâb etmek gibidir, demişlerdir.

Husûsiyle duâ izhâr-ı ihtiyâç, Cenâb-ı Hakk'a ilticâ olduğundan müstakıllen bir ibâdet makamına kaaim olacağından şu halde lisânen duâ eylemek ve kalben tazarruda bulunmak gerekmektedir.

(1) Buhârî, Deavât,, 21.
(2)Tirmizî,Deavât, 12.
(3) Buhârî, Megazî, 38.
(4) Buhârî, Megazî, 38.

 
Sadaka Hakkında PDF Yazdır e-Posta

İslamda Sadaka

 

İslamda sadaka, aldığı sevaba göre, beşe ayrılır:

•  Haram paradan verilen sadaka. Sevabı bire birdir.

•  Kapıya gelen veya yolda dilenene verilen sadaka. Sevabı bire ondur.

•  Muhtaç komşuya verilen sadaka (40 hane öteye kadar). Sevabı bire yetmiştir.

•  Muhtaç akrabaya verilen sadaka. Sevabı bire yediyüzdür.

•  Allah yolunda verilen sadaka (İslamın korunması/gelişmesi için). Sevabı hesapsızdır...

 

 
Kadir Gecesinin Zamanı PDF Yazdır e-Posta

KADİR GECESİ


İmam-ı Şa'rani hazretleri Kadir Gecesi'nin kaçıncı gece olduğunu, Ramazan-ı Şerifin giriş günlerine göre şöyle tespit etmiştir:

Pazar günü girerse, 28 'i 29 'a bağlayan gece

Pazartesi günü girerse,
20 'i 21 'e bağlayan gece

Salı günü girerse,
26 'yı 27 'e bağlayan gece

Çarşamba günü girerse,
18 'i 19 'a bağlayan gece

Perşembe günü girerse,
2425 'e bağlayan gece

Cuma günü girerse,
16 'yı 17 'ye bağlayan gece

Cumartesi günü girerse,
22 'i 23 'e bağlayan gece



İmam-ı Şa'rani hazretleri 30 sene Kadir Gecesi'yle bu tarife göre müşerref olmuşlardır.Birçok Ehlüllah bu usulle Kadir Gecesi'ni bulmuşlardır.

 


İslami Sözler

Kıyamette bir devenin iğne deliğinden geçmesi, cimri bir zenginin cennete girmesinden daha kolaydır.
Vehb ibn-i Münebbih -